adriangulusu:

Sen benim hiç bilmediğim yerde uyuyorsun.
Ben senin hiç bilmediğin bir yerde ölüyorum.

adriangulusu:

Sen benim hiç bilmediğim yerde uyuyorsun.

Ben senin hiç bilmediğin bir yerde ölüyorum.

letterstoblue:

Yokluğunda defalarca öldüm… Defalarca kendimi o buz gibi toprağa yalnız, yapayalnız gömdüm ama biliyor musun her defasında da gelip o soğuk topraktan beni kurtarmanı, kollarına sarıp ısıtmanı bekledim. Gelmedin… Sarmadın… Ellerimi tutmanı beklediğim hiçbir anda gelip ellerimden tutmadın. Oysa ne zaman senden vazgeçmeyi düşünsem çıkıp gelirdin; “Yapma” der gibi ellerimi tutup sıcağını bırakırdın bana. Ben o sıcağa kanıp bir süre daha varmışsın gibi yaşardım. Her seferinde sana inandım. Sana inanmaya o kadar hazırdım ki hep… Farkındaydın sanırım sen de; bu yüzden hiç gelmedin gelir gibi yaptın sadece… Gelir gibi, kalır gibi, en kötüsü de benimmiş gibi… 
O kadar çok isterdim ki gerçekten benim olmanı.. Ben bu kadar senken ve seninken senin bu gelmeyişlerin hep tüketti beni, yordu ve kırdı… 
Evet, doğru olan bu; kırgınım sana! Saç diplerime kadar kırgınım.Yine de karşıma alıp konuşmak istiyorum seninle. Küçük bir çocuğa anlatır gibi anlatmak istiyorum kendimi;
"Bak bu el; tutarsan ısınır tutmazsan üşürüm, kaybolurum…
Bak bu dudak; mutlu edersen gülümserim sana, güzel şeyler söylerim.
Bak bu da kalp; hayatta bir defa kırılır, tamiri yok… Ne olur kırma!”
demek istiyorum..
Sana söyleyecek o kadar çok şeyim var ki… Kaç senedir tanışıyoruz seninle? Buna rağmen ne kadar az konuştuk ne kadar az paylaştık…
Sahi biz seninle ne paylaştık; aşk? sevgi? hayat? Ne paylaştık? Birlik olmak gereken herhangi bir anda yanımda oldun mu sen hiç? Ağladığımda yanaklarımı ıslatan damlaları sildin mi? Sevindiğimde mutlu oldun mu sen de? Ya da başın sıkıştığında aradın mı beni hiç? “Burada olsa keşke” dedin mi içinden de olsa? 
Demedin… Sen hiç konuşmadın! Tüm mesele de buydu zaten. Sukut altın olsa da duymak istiyor insan bazen ama sen hiç konuşma. Yorulma, zahmet etme bu saatten sonra… Tükendim! Söyleyeceğin her şeye sağırım artık… Duysam ne olur? Dudağımın kenarında buruk bir tebessümden fazlası eder mi söyleyeceklerin?
Konuşma…
Konuşacak bir şey kalmadı nasıl olsa…
**
11.09.2014

letterstoblue:

Yokluğunda defalarca öldüm… Defalarca kendimi o buz gibi toprağa yalnız, yapayalnız gömdüm ama biliyor musun her defasında da gelip o soğuk topraktan beni kurtarmanı, kollarına sarıp ısıtmanı bekledim. Gelmedin… Sarmadın… Ellerimi tutmanı beklediğim hiçbir anda gelip ellerimden tutmadın. Oysa ne zaman senden vazgeçmeyi düşünsem çıkıp gelirdin; “Yapma” der gibi ellerimi tutup sıcağını bırakırdın bana. Ben o sıcağa kanıp bir süre daha varmışsın gibi yaşardım. Her seferinde sana inandım. Sana inanmaya o kadar hazırdım ki hep… Farkındaydın sanırım sen de; bu yüzden hiç gelmedin gelir gibi yaptın sadece… Gelir gibi, kalır gibi, en kötüsü de benimmiş gibi… 

O kadar çok isterdim ki gerçekten benim olmanı.. Ben bu kadar senken ve seninken senin bu gelmeyişlerin hep tüketti beni, yordu ve kırdı… 

Evet, doğru olan bu; kırgınım sana! Saç diplerime kadar kırgınım.Yine de karşıma alıp konuşmak istiyorum seninle. Küçük bir çocuğa anlatır gibi anlatmak istiyorum kendimi;

"Bak bu el; tutarsan ısınır tutmazsan üşürüm, kaybolurum…

Bak bu dudak; mutlu edersen gülümserim sana, güzel şeyler söylerim.

Bak bu da kalp; hayatta bir defa kırılır, tamiri yok… Ne olur kırma!”

demek istiyorum..

Sana söyleyecek o kadar çok şeyim var ki… Kaç senedir tanışıyoruz seninle? Buna rağmen ne kadar az konuştuk ne kadar az paylaştık…

Sahi biz seninle ne paylaştık; aşk? sevgi? hayat? Ne paylaştık? Birlik olmak gereken herhangi bir anda yanımda oldun mu sen hiç? Ağladığımda yanaklarımı ıslatan damlaları sildin mi? Sevindiğimde mutlu oldun mu sen de? Ya da başın sıkıştığında aradın mı beni hiç? “Burada olsa keşke” dedin mi içinden de olsa? 

Demedin… Sen hiç konuşmadın! Tüm mesele de buydu zaten. Sukut altın olsa da duymak istiyor insan bazen ama sen hiç konuşma. Yorulma, zahmet etme bu saatten sonra… Tükendim! Söyleyeceğin her şeye sağırım artık… Duysam ne olur? Dudağımın kenarında buruk bir tebessümden fazlası eder mi söyleyeceklerin?

Konuşma…

Konuşacak bir şey kalmadı nasıl olsa…

**

11.09.2014

(via crimsonlorelei)

letterstoblue:

Kadın olmak…
Hep mi yanlış anlaşıldık yoksa kendimizi anlatmayı mı beceremedik? 
Çok mu suskun kaldık ayrılıklar, yalanlar, ihanetler karşısında?
Hep mi kırılmaya çok müsait davrandık yoksa kırılmamız kimsenin umurunda olmadı mı?
Değiştiğimiz zaman mı kıymete bindik sadece?
Kalbimiz artık dayanamayacak hale geldiğinde mi sevgimizin kıymeti anlaşılmaya başladı? 
Değiştim… Büyüdüm… Her yanılgıdan bir dersle güçlü ama yalnız bir kadınım şimdi… 
Yalnızlık daha iyi geliyor… 
Yaralarım iyileşiyor…

letterstoblue:

Kadın olmak…

Hep mi yanlış anlaşıldık yoksa kendimizi anlatmayı mı beceremedik? 

Çok mu suskun kaldık ayrılıklar, yalanlar, ihanetler karşısında?

Hep mi kırılmaya çok müsait davrandık yoksa kırılmamız kimsenin umurunda olmadı mı?

Değiştiğimiz zaman mı kıymete bindik sadece?

Kalbimiz artık dayanamayacak hale geldiğinde mi sevgimizin kıymeti anlaşılmaya başladı? 

Değiştim… Büyüdüm… Her yanılgıdan bir dersle güçlü ama yalnız bir kadınım şimdi… 

Yalnızlık daha iyi geliyor… 

Yaralarım iyileşiyor…

noramccarthy:

Yalansız bir sevgi istiyorum… “Seviyorum” dediğinde bunun sadece bir cümle değil aynı zamanda bana verilmiş bir sadakat sözü olduğunu bilen bir adam olsun istiyorum karşımda. “Seviyorum” dediğinde her ne olursa olsun her ne yaşanırsa yaşansın sevgisine bağlı kalıp verdiği sözü tutabilen bir adam olsun istiyorum. “Bu dokunuşlar özel!” dediğinde benim o dokunuşları zaten özel saydığımı bilip parmak izlerimi başka parmakların izleriyle kirletmeyen bir adam olsun istiyorum karşımda. Başımı göğsüne koyduğumda “Burası benimdi ama kirlendi” diye düşünmeyeceğim bir göğüs, bir omuz istiyorum hayatımda… Gözlerim nemlendiğinde onları silmek yerine oturup benimle dertleşebilecek sevgilim olduğu kadar arkadaşım da olabilecek bir adam istiyorum hayatımda. Kirlenmemiş bir aşk istiyorum, bir gün bir an bile kirlenmemiş bir aşk istiyorum.. Ben artık sadece güvenebilmek istiyorum, dönüp kendi evime geldiğimde başımı yastığıma huzurlu koyabilmek istiyorum. “Acaba şuan ne yapıyor?” düşüncesinin beynimi kemirmesine izin vermeyecek bir güven duygusunu yaşayabilmek istiyorum. Kendimi emanet edebileceğim birini istiyorum hayatımda… “Bana asla yalan söylemez.” “Benim sevemediğim zamanlarda bile sever beni” “Bu kavgalar, küçük ayrılıklar gelip geçici biz bekleriz birbirimizi” diyebileceğim, bana bu güveni yaşatabilecek bir aşk istiyorum. Hepsi bu…

(Source: letterstoblue)

Yorgun…

Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün?
Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla?
Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan?
Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi.
Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?

image

alıntı

noramccarthy:

Bi gün çok fena aşık oldum; hızla koşarken sert bi’ duvara çarpar gibi, uyurken yüzüme bi’ sürahi soğuk su dökülmüş gibi… Canım çok yandı, içim acıdı… Aşkın acı olduğunu öğrendim, en çok da o acıyı sevdim!

(Source: letterstoblue)