Yorgun…

Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün?
Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla?
Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan?
Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi.
Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?

image

noramccarthy:

Bi gün çok fena aşık oldum; hızla koşarken sert bi’ duvara çarpar gibi, uyurken yüzüme bi’ sürahi soğuk su dökülmüş gibi… Canım çok yandı, içim acıdı… Aşkın acı olduğunu öğrendim, en çok da o acıyı sevdim!

Sen Olmak İstiyorum…

image

"Ich will du sein…"

sessiz rüyalar görmek istiyorum
ve onların zarif parlaklığıyla
odamı kabule süslemek istiyorum

ellerinin ellerim
ve saçlarımın üstünde olan duasını
geceme götürmek istiyorum

insanlarla konuşmak istemiyorum
böylece sözlerinin yankısını
(ki o bir sır gibi beni titretir ve sesi varlıklı kılar)
kaybetmeyeceğim

ve akşam güneşinden sonra
hiçbir ışıkta
daha fazla görmek istemiyorum
gözlerinin ateşinde tutuşan
binlerce sessiz kurban için

içinde kabarmak istiyorum
bir çocuk duası gibi
sevinçle bağırılan sabahta
bir fişek gibi
en yalnız yıldızda

ben
sen olmak istiyorum…

Rainer Maria Rilke

Her-Şey-Çok….

image

Özür dilerim…Özür dilerim…
Gölgemi bulutlarda görmek istedim…

Uçmak istedim…Uçmak istedim…
İsmini gökyüzüne yazmak istedim…

Her şey çok sevmekten…Hepsi çok özlemekten…
Umutla beklemekten
Sevilmek istemekten…

Her şey çok sevmekten…Hepsi çok özlemekten…
Vuruldum aynı yerimden…Düştüm çok yükseklerden…

Kanatların büyüktü…Ellerin küçücüktü…
Şarkılar dudağından rüzgara süzülürdü…

Seninle uçacaktım…Bulutları aşacaktım…
Masmavi gökyüzünden, yeryüzüne bakacaktım…

Rüzgar çok güçlüydü…Kanatlarım küçücüktü…
Çırpınıp çabalarken, fırtına büyümüştü…

Sana hiç yetişemedim…Hızına erişemedim…
Aklımda bir söz vardı…
Sana hiç söyleyemedim…

Toprak ıslanıp yağmur koktuğunda
İçin burkulup hep eksik kaldığında
Beni, hatırla
Her ağlayan çocuğun gözyaşında
Evladını kaybetmiş bir annenin suratında
Boş kalıp titreyen avuçlarında
Beni, hatırla
Yalnızlıkta boğulup nefessiz kaldığında
Yağmur yüzüne bir tokat gibi çarptığında
Hiçbir şarkı seni anlatamadığında
Ve artık sen anlayamadığında…

Her şey bitti…
Bitmesini istemediğim ne varsa saman alevi gibi söndü hepsi.Oysa ne kadar da temizdi her şey. Ne kadar da masumca sevmiştim seni. Bana sarılmana gerek yoktu, öpmen şart değildi, elimi tutmasan da olurdu. Aramızdaki mesafelere inat sıcaklığını hissedebilecek kadar seviyordum zaten. Telefonun ucunda sesine sarılarak uyuyacak kadar, öptüm dediğinde yanaklarım kızaracak kadar… Seviyordum işte. Her şeyden çok, her şeyden biraz katarak…
Helal olsun sana! Seni böylesine sevdiğime dair en ufak bir delil bile bırakmadığın için içimde. Kılına bile kıyamazken canına kıysan umursamayacak kadar tükettiğin için kendini bende. Helal olsun sana… Kutluyorum seni… Ama bir gün sakın beni özleme, arama, sorma. Mümkünse hatırlama hatta.
Benim senin için yaşadığım günler geçti; sen benim için ölsen neye yarar şimdi?

Ben seni unutmasına unuturum da sen beni hatırlamaya mahkumsun. Sen beni en çok niye unutamazsın biliyor musun?
Çünkü günahımı aldın,
Çünkü canımı yaktın,
Çünkü sen haksızdın…
Unutma, ben senin kanayan vicdanınım!
Kime sarılsan, biraz daha sızlarım…

Biliyorum bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini; bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini…
Üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu; anlam olmak için yeterince çıplaktın. Şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım. Ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin Cihangir’i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir.. Üsküdar’dan o rüyaya baktım : maviydin. Bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini! Usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım. Uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut burada içimize yağacaktır, inandım, mavi bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın! Gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin Nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu. öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa ona inanıyorum, beni hatırlamasa da; biliyorum bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini, bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!
Bazı kadınlar makyaj yapmaz, gamzesi vardır. Bazı kadınlar mücevher takmaz, gözleri vardır. Bazı kadınlar söze ihtiyaç duymaz, bakışları vardır. Bazı kadınlar silah kullanmaz, gülüşleri vardır..